PANİK BOZUKLUKTA KLİNİK TABLO VE RİSK FAKTÖRLERİ
 

Panik bozukluğuna sahip bireyler, panik ataklar yaşarlar ve ara dönemlerde yeniden panik
atak yaşayacakları beklentisine girer ve kaygılanırlar. ‘Tehlike var’ algısına dayanan dehşet
duygusunu ve bu tehlikeye karşı hiç bir şey yapamayacakları algısı ve çaresizlik duygusunu
yaşarlar. Panik ataklar sırasında ortaya çıkan beden duyumları olumsuz ve felaketleştirici
şekilde yorumlanır. Örneğin, çarpıntı ‘Kalp krizi geçiriyorum’; nefes darlığı ‘Nefesim
duracak, boğulup öleceğim’; baş dönmesi/ halsizlik ‘Bayılacağım, kendimden geçip yere
düşeceğim’ ve olağandışı düşünceler ya da düşünmede zorluk ‘Delireceğim’ şeklinde
yorumlanabilir.
Panik Bozukluğu olan bireyler, değişik yaşam koşullarına kaygıyla tepki gösterme
eğilimine sahiptir. Sıklıkla iç ve dış çevreden gelebilecek zararları abartırlar ve bireysel baş
etme kaynaklarını azımsarlar.

 

Klinik Tablo
Panik ataklar aniden ortaya çıkar, 10 dakika içinde en üst sınırına ulaşır ve yaklaşık 20
dakika sürer. Genelde en yaygın görülen belirtiler; çarpıntı, baş dönmesi, kontrolü kaybetme
veya delirme korkusu ve titremedir. Ataklar sırasında felaket düşünceleri kontrol edilemez
biçimde kişinin zihnini doldurur. Düşünme netliği bozulduğundan, kişi belirtilerin gerçekten
tehlike içerip, içermediğini sorgulamakta zorluk çeker. Kişinin panik ataklarının sıklığı ve
şiddeti zaman içinde ve şartlara bağlı olarak dalgalanma gösterir. Ataklar genellikle stres
dönemlerinde sıklaşır. Panik ataklar genellikle, kaçış veya kaçınma davranışları (ilaç
kullanma, kendi dikkatini dağıtma, nefes alma egzersizleri yapma veya korkulan durumdan
kaçmak gibi) veya atak sırasında yaşanan fiziksel bitkinlik (zaman uzadıkça vücudun aşırı
uyarılmışlık halini devam ettirmesi giderek zorlaşır) nedeniyle sona erer. Bazı durumlarda,
ataklar başlarda beklenmedik biçimde ortaya çıkarken, kişinin paniği tetikleyen uyarıcıları
tespit etmesi ve bunlardan kaçınması sonucu, zaman içinde daha öngörülebilir ve hatta daha
az sıklıkta meydana gelebilirler. Bazı kişiler panik ataklarının sadece yoğunluk ve
öngörülebilirlik açısından farklılık gösterdiğini belirtirken, bazıları da, belirtiler açısından
birbirinden çok farklı panik ataklar geçirdiklerini ifade etmektedir. Panik bozukluğu olan
kişiler hem sınırlı belirti atakları hem de tam panik ataklar geçirmektedir. Panik bozukluğu
olan kişiler panik atakların olası anlam ve sonuçları hakkında karakteristik endişeler taşırlar.
Bazıları bu atakları teşhis edilmemiş ciddi hastalıklara (kalp hastalığı, epilepsi vb.) bağlarlar
ve yapılan tıbbi tetkiklere rağmen kendilerinde böyle bir rahatsızlık olmadığına ikna
olamazlar. Diğerleri panik atakları delirmelerinin, kontrolü kaybetmelerinin veya duygusal
zayıflıklarının belirtisi olarak görürler. Tekrarlayan panik ataklar geçiren bazı kişiler ise
davranışlarında önemli değişiklikler yapar, fakat yeni bir atak geçirmekten korktuklarını veya
atakların sonuçları konusundaki endişelerini inkar ederler. Bu endişeler kişide panik atakları
tetikleyici durum ve aktivitelerden ‘kaçınma davranışları’nın gelişmesine yol açar. Bu
durumda Agorafobili Panik Bozukluk tanısı konur. Agorafobinin başlıca özelliği, bir panik
atağın ya da panik benzeri belirtilerin (birden başının döneceği ya da ishal olacağı korkusu
gibi) ortaya çıkması durumunda yardım alamayacağı ya da kaçmanın zor olabileceği yerlerde
ya da durumlarda bulunmaktan duyulan endişedir. Panik atakların tekrarlayıcı niteliği, bir

sonraki atağın nerede ve ne zaman geleceği konusunda sürekli bir beklenti anksiyetesinin
yaşanmasına neden olur. Bu nedenle agorafobik kişiler yaşamlarını, panik atak yaşadıklarında
kaçamayacakları yer ve durumlarda bulunmayacak şekilde kısıtlarlar. Panik atakların ve
onlara eşlik eden felaketleştirici düşüncelerin şiddetinin, panik bozuklukla birlikte agorafobi
geliştirilip, geliştirilmemesinde rol oynadığı düşünülmektedir. Ayrıca bazı durumlarda panik
bozukluğa eklenen agorafobi, kişinin kendisini daha da yetersiz hissetmesine yol açar.
Kendini suçlama ve utanç duyguları artar ve ikincil bir depresyon panik bozukluğuna
eklenebilir.

 

Tetikleyici Faktörler
İlk ataklar genellikle bir stres etkeni bağlamında ortaya çıkar. Bu stres etkenleri sıklıkla,
ayrılma, bir yakının hastalığı veya kaybı, çeşitli şekillerde şiddete maruz kalmak, finansal
veya mesleki sıkıntılardır. Bunun dışında hastaların bir kısmında ilk atak, kişi marihuana,
kokain gibi psikoaktif bir maddenin etkisi altında veya bu maddeyi bırakma sürecinde iken
ortaya çıkar.

 

Ayırıcı Tanı
Panik Bozuklukta en azından atakların bir kısmı beklenmeyen türdendir. Diğer anksiyete
bozuklukları bağlamında ortaya çıkan panik ataklar ise, duruma bağlı veya durumsal
eğilimlidir. Sosyal Fobiye sahip danışanlar sosyal durumlara maruz kaldıklarında; Özgül
Fobiye sahip danışanlar fobik bir nesne veya durumla karşılaşınca; Yaygın Anksiyete
Bozukluğuna sahip danışanlar yoğun endişe yaşadıkları sırada; Obsesif Kompulsif Bozukluğa
sahip danışanlar düşünceler veya obsesyonla ilişkili nesne veya durumla karşı karşıya
kaldıklarında; Travma Sonrası Stres Bozukluğuna sahip olan danışanlar travmayı çağrıştıran
bir tetikleyiciyle karşılaştıklarında panik atak yaşayabilirler. Anksiyetenin odak noktası,
Agorafobili Panik Bozukluğu, kaçınma davranışları içeren diğer bozukluklardan ayırmaya
yardım eder. Agorafobili panik bozuklukta kişi, panik atak veya panik benzeri duygular
yaşama olasılığıyla ilgili endişesi olduğu için kaçınma davranışı sergiler. Diğer bozukluklarda
ise kişiler korkulan obje veya durumun yol açabileceği olumsuz veya zararlı sonuçlara ilişkin
anksiyeteleri nedeniyle kaçınırlar. Ayrıca, Panik Bozukluğu Yaygın Anksiyete
Bozukluğundan ayıran en önemli belirtiler, kişinin delireceğine veya kontrolü kaybedeceğine
dair inançların varlığıdır.

 

Risk Faktörleri
• Birinci derece akrabalarında panik ya da başka anksiyete bozukluğu olanlar,
• Sıkıntılı, telaşlı, aceleci, mükemmeliyetçiler,
• Düşünce ve duygularını yeterince dışarıya yansıtmayanlar,
• Alkol ya da başka bağımlılık yapabilen maddelere yatkınlık veya bağımlılığı olanlar,
• Geçmişinde panik atak, diğer anksiyete bozukluklarından biri ya da depresyon geçirmiş
olanlar,

• Sürekli baskı altında olanlar,
• Sosyal fobisi olanlar, kaçıngan kişilik yapısına sahip olanlar,
• Sürekli “verici” davranan, hayır diyemeyenler,
• Dürtülerini sürekli bastıranlar,
• Aşırı hırslı, başarı odaklı olan, başarısızlıklarda kendini suçlayan bir yapıya sahip olanlar
panik bozukluk geliştirmeye daha yatkındır.