YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU
 

Yaygın Anksiyete Bozukluğu, birden fazla yaşam durumu ile ilgili aşırı/gerçekçi olmayan
düzeyde sıkıntı veya endişe ve çok sayıda bedensel-psikolojik belirtileri içerir. Psikiyatrik
bozukluklardan en sık görülenlerden birisidir.

 

DSM-5 Ruhsal Bozukluklar İçin Tanı Kriterleri Kitabında Yaygın Anksiyete Bozukluğu için
belirlenen tanı kriterleri şöyledir: En az altı aylık bir sürenin çoğu gününde birtakım olaylar ya da
etkinliklerle (işte ya da okulda başarı gösterebilme gibi) ilgili olarak, aşırı bir kaygı ve evham (kaygılı
beklenti) vardır. Kişi, kuruntularını denetim altına almakta güçlük çeker. Bu kaygı ve kuruntuya,
huzursuzluk ya da sürekli diken üzerinde olma, kolay yorulma, odaklanmada güçlük çekme ya da
zihin boşalması, tahammülsüzlük, kas gerginliği ve uyku bozukluğu (uykuya dalmakta ya da uykuyu
sürdürmekte güçlük çekme ya da dinlendirmeyen, doyurucu olmayan bir uyku uyuma) gibi belirtiler
eşlik eder. Kaygı, evham ya da bedensel belirtiler, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal,
işle ilgili alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında işlevsellikte düşmeye neden olur.

 

Yaygın Anksiyete Bozukluğuna sahip bireylerde genel bir huzursuzluk ve tedirginlik
hâkimdir. Genellikle geleceği tehlikeli, gelecekte kendilerinin ya da sevdiklerinin başlarına kötü bir
şey gelme ihtimalini yüksek olarak algılarken, kendilerinin bu olası tehlikelerle başa çıkma
kaynaklarını ise yetersiz olarak algılarlar. Danışanların çoğu sürekli kötü bir şey olacakmış gibi
hissettiklerini söylerler. Uzun süren bu durum kişilerde çökkünlüğe neden olabilir. Bu psikolojik
belirtilere bedensel belirtiler eşlik edebilir. Kalp atışlarının hızlanması, çarpıntı, kan basıncının
artması, ağız kuruması, sık idrara çıkma, kaslarda gerginlik, tüylerin diken diken olması, terleme,
yüzde kızarma ya da solukluk, nefes almada güçlük görülebilir.

 

Bu kişiler günlük hayatlarındaki değişimlerde ve insan ilişkilerinde çabuk ve fazlaca
kaygılanan, tedirgin ve endişeli kişilerdir. Rekabet durumları, fazla sorumluluk aldıkları zamanlar,
kontrolün kendilerinde olmadığını hissettikleri durumlar ve kaygı belirtilerinin kendisi danışanların
yaşadığı belirtilerin şiddetini artıran tetikleyicilerdir. Yaygın Anksiyete Bozukluğuna sahip kişilerin
bilişsel yetilerinde belirgin bozukluk yoktur; fakat fazla ve sürekli olan sıkıntı ve endişeden dolayı
dikkatsizlik ve geçici unutkanlıklar görülebilir.

 

Yaygın Anksiyete Bozukluğuna sahip bireyler belirsizliği tolere etmekte zorlanırlar,
mükemmeliyetçidirler ve kontrolün kendilerinde olmasına ihtiyaç duyarlar. Sevdikleriyle ilgili
endişelenebilir, gün içerisinde iyi olduklarını kontrol etmek amacıyla sıklıkla arayabilirler.
‘Endişelenmek sorunları çözer’, ‘Endişe insanı motive eder’, ‘Olumsuz olayların olmasını engeller’,
‘Hayal kırıklığından korur’ gibi endişeye atfedilen olumlu, gerçekçi olmayan inançları vardır. Aynı
zamanda ‘Endişelenmek bedene ve akıl sağlığına zarar verir ve hep kaçmak lazım’ gibi olumsuzluk
atfeden inançlara da sahiplerdir. Başa çıkma yolları olarak bilişsel kaçınma yani tehdit eden iç ve dış
uyaranlardan kaçınma (Ör. ‘Benim de evliliğim böyle olursa’ endişesiyle sabah kadın programlarını
seyretmeme, haber izlememe) , erteleme sıklıkla görülür, sorunları çözmede güçlükler ortaya çıkar.
Yaygın Anksiyete Bozukluğuna sahip bireyler psikoterapiden ve ilaç tedavisinden fayda
görürler.

 

Kendinize şu soruları sorabilir, cevaplarınıza göre destek alıp almamaya karar verebilirsiniz:
• Aileniz, eşiniz, çocuklarınız hakkında sık sık endişelenir misiniz?
• İşiniz, sağlığınız ya da günlük işleriniz hakkında çok sık endişelenir misiniz?

• Yakınlarınız da size gereksiz yere endişelendiğinizi söylerler mi?
• Bu aşırı endişelerinizi nasıl çözersiniz?
• Kendinizi teskin edebilir misiniz?
• Endişeleriniz yüzünden bitkin ve yorgun düşer misiniz?
• Rahat uyku uyuyabiliyor musunuz?